Azərbaycanca AzərbaycancaDeutsch Deutsch日本語 日本語Lietuvos Lietuvosසිංහල සිංහලTürkçe TürkçeУкраїнська УкраїнськаUnited State United State
Destek
www.wikipedia.tr-tr.nina.az
  • Vikipedi

Taha Abdurrahman d 28 Mayıs 1944 Faslı Filozof ve Arap islam dünyasının önde gelen düşünürlerinden biridir Mantık ahlak

Taha Abdurrahman

Taha Abdurrahman
www.wikipedia.tr-tr.nina.azhttps://www.wikipedia.tr-tr.nina.az
TikTok Jeton Satışı

Taha Abdurrahman, (d. 28 Mayıs 1944) Faslı Filozof ve Arap-İslam dünyasının önde gelen düşünürlerinden biridir. Mantık, ahlak ve dil felsefesi, modernite ve geleneği okumada yöntem üzerine özgün felsefi projeleri bulunmaktadır.

Taha Abdurrahman
image
2016'da Taha Abdurrahman, sağda, öğrencisi ve meslektaşı Profesör Hammou Neqqari ile.
Tam adıTaha Abdurrahman
Doğumu28 Mayıs 1944
Fas, El-Cedide
ÇağıÇağdaş felsefe
BölgesiBatı felsefesi, İslam felsefesi
İlgi alanlarıMantık, Ahlak, Dil felsefesi, Modernite, İslam ve bilim

Hayatı ve eğitimi

1944 yılında Fas’ın Cedide şehrinde doğdu. Çocukluğu II. Dünya Savaşı sonrası, İslam coğrafyasında ve tüm dünyada meydana gelen sömürge karşıtı hareketlerin doğduğu yıllarda geçen Taha Abdurrahman’ın babası, İslami ilimler eğitimi veren bir hocadır. Bu dönemde Fransız sömürgesi olan Fas’ta Fransız idaresi geleneksel eğitim üzerindeki baskıyı yoğunlaştırınca Taha Abdurrahman’ın eğitimi yarıda kalır. Bu gelişmeden sonra, doğduğu şehir olan Cedide’de ilkokul ve ortaokula gider, bir yandan da babasından İslami ilimler ve hafızlık eğitimi almayı sürdürür. Fas’ın 1956 senesinde Fransa’dan bağımsızlığını elde etmesiyle bu tarihten bir sene sonra kurulan ’nde Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra, Fransa’daki Oxford ve ünlü Sorbonne Üniversitesi’nde dil felsefesi ve mantık başta olmak üzere birçok farklı alanda eğitim aldı.

Felsefi ihtisasını Fransa’da yapan Taha Abdurrahman, birçok felsefî akımdan istifade etti. Özellikle ihtisas konusu olan mantık ve dil felsefesindeki modern gelişmelerden etkilendi. Dil ve Felsefe: Ontolojik Dilsel Yapılarda Bir Araştırma isimli doktora tezine bakıldığında mantıkçı pozitivizmin iddialarına karşı çok temkinliyse de, analitik felsefe melekesiyle ortaya konulmuş birçok yaklaşım görülmektedir. Nitekim hoca olarak öğretime başladığı yıllarda diyalektik materyalizm ile mantıkçılık arasında dönen hummalı tartışmalara mesafeli durmuş ve bu iki cepheden birinde yer almamıştır. Düşünsel hayatının daha erken dönemlerinde mantıkçı pozitivizm projesinin akim olduğuna kanaat getirmiş, bu nedenle doğal dil felsefesine yönelmiştir.

Akademik hayatı ve aldığı ödüller

Meslekî hayatına 1970 yılında daha önce lisans eğitimi aldığı Rabat’taki Edebiyat ve İnsanî Bilimler Fakültesi’nde Mantık ve Dil Felsefesi hocalığı yaparak başladı. Üniversitede hocalık yapmaya başladığında Mağrib’te iki etkin akım olan komünist ve liberal cenahlar şiddetli çatışmalar içindeydi. Akademideki ideolojik cebelleşmeler o raddeye varmıştı ki, bilimsel araştırma metot ve metodolojilerini takip etmek isteyen her düşünce, fahiş bir fikirsel konfor ve burjuvazi mefkûresine bedava bir hizmet sayılıyordu. Bu yüzden de Marksist Materyalist Diyalektiği dayanak edinmeyen ders ve konferansların çoğu tepki alıyor, hatta boykota uğruyordu.

Taha Abdurrahman, bu baskın ve katı ideolojik tutumu reddetti. Düşünce inşasında mantıkî yöntemi ve rasyonalitenin araçlarını dayanak edinmeye davet etti. Israrla mantık ve metodolojinin ilmî ve düşünsel etkinliklerdeki önemini açıklamaya çalıştı. Eğitim faaliyetinde ve kuramsallaştırma etkinliğinde içeriğin mutlak olarak yöntem ve metodolojinin aleyhine öne çıkarılmasının tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Nitekim bizzat kendisi fenomenolojik yöntemlere seviyeli durduğunu, yaptığı araştırmalar ve telif ettiği eserlerdeki tezlerini temelde mantık, dil bilimleri, mantık felsefesi ve dil felsefesi alanlarında ulaşılan en son gelişmeler üzerine kurduğunu ifade eder.

Öte taraftan Taha Abdurrahman, merkezi Rabat şehrinde yer alan Faslı Yazarlar Birliği’nin kurucu üyelerinden biridir. Hollanda Amsterdam merkezli Uluslararası Argümantasyon Araştırmaları Cemiyeti’nin ve merkezi Almanya Köln olan Felsefe ve Kültürler Arası İletişim Cemiyeti’nin temsilcisidir. Trablus’taki Dünya İslâm Daveti Cemiyeti eski üyesidir. Dünya Müslüman Âlimleri Birliği’nin mütevelli heyeti azasıdır. Dünya Müslüman Âlimleri Birliği’nin çıkardığı el-Ümmetu’l-Vasat dergisinin 2007’den beri müdürüdür. Merkezi umman olan Arap Felsefesi Cemiyeti eski başkan yardımcısıdır. Rabat’ta yer alan Mütefekkir ve Araştırmacılar Hikmet Forumu’nun başkanıdır. Fas Krallık Akademisi’nin uzmanlarındandır. Birçok ilmî dergide hakem ve danışmandır. 1988’de Fî usuli’l-hivâr ve tecdidi ilmi’l-kelâm adlı kitabıyla, 1995’te de Tecdidu’l-menhec fî takvîmi’t-tûrâs isimli eseriyle Fas İnsanî Bilimler Ödülü almıştır. 2006 yılında Suâlu’l-ahlâk: müsâhemetun fî’n-nakdi’l-ahlâkiyyi li’l-hadâseti’l-garbiyye telifiyle ISESCO’nun İslâmî Araştırmalar Ödülü’ne layık görülmüştür. 2014 senesinde VI. Muhammed İslâm Düşüncesi ve Araştırmaları Ödülü almıştır.

Taha Abdurrahman 1970 yılında başladığı üniversite hocalığından 2005 senesinde emekli oldu. Bu görevinin yanı sıra o, Tunus, Cezayir, Mısır, Libya, Irak gibi farklı Arap ülkelerinde birçok üniversitede misafir öğretim üyeliğinde bulundu.

Taha Abdurrahman ve tasavvuf

Taha Abdurrahman’ın mantık ilmine vukûfiyeti arttıkça eğitim vasıtası ile edinilen aklın çok yetersiz olduğu kanaati de perçinlenmiştir. Çünkü ona göre bu, araçsal ve sadece maddî sorulara cevap veren bir akıldı. Bir felsefeci olması hasebiyle bu sınırları yoklamak ve mümkünse aşmak gereksinimi duyduğunu ifade eden Taha Abdurrahman’ı manevi bilginin yapısını keşfetmeye iten ilk saik bu husus olmuştur. Zira bahsi geçen öğretilmiş ve araçsal aklın donuk sınırlarını aşacak olan bilginin burada olduğunu sezinlemiştir. Bu yüzden bir mürşidin gözetiminde seyr-i sülûk yapmaya karar vermiş ve bu yönde bir arayışa girmiştir. Bu arayış neticesinde Fas’taki Kadirî tarikatı şeyhlerinden Sidî Hamza’ya intisap etmiştir. Böylece tasavvufî pratiği bir mürşidin gözetiminde bilfiil yaşamıştır. Bu canlı deneyim sayesinde idrak alanının enginleştiğini, kâinatın zihnine daha çok açıldığını ifade etmiştir: “Dinî Pratik ve Aklın Tecdidi, isimli eserimin sufî deneyimimle güçlü bir alakası vardır. (…) Bu kitapta ilk meramım, ruhî/manevi tecrübenin aklî bilgiyle asla çelişmediğini, bilakis onu daha da zenginleştirip derinleştirebileceğini beyan etmekti.”. Nitekim tasavvufî tecrübe onun hayatında bir dönüm noktası teşkil etmiştir. Söz konusu tecrübe neticesinde elde ettiği manevî bilgi ve tezkiyenin düşünsel hayatında meydana getirdiği değişiklikleri şöyle açıklamıştır: “Önceden şeylerin zahiri ve yüzeyinde dururdum. Onları aşmazdım. Şimdi ise şeylerin ardındaki mana ve değerleri bir doktor titizliğiyle yokluyorum. Filhakika etrafımdaki dünyaya dilediğimiz gibi tasarrufta bulunabileceğimiz maddî bir okyanus gibi bakıyordum, bu gün ise alemi insana verilmiş bir emanet olarak görüyorum.”.

Bu tasavvufî deneyimden sonra daha önce sadece mantık kitaplarını okumuş olduğu İmam Gazzâlî’nin bütün eserlerini büyük bir titizlikle ve derinlemesine okumuş ve ondan çok etkilenmiştir.

Felsefi sorunsallaştırma yöntemi

Burada hemen belirtmeli ki, Taha Abdurrahman’ın felsefi sorunsallaştırma yöntemi, akıl için tek tip bir mantığı aklın yegâne bilgi üreten mekanizması sayan “burhan mantığı 7 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. nı” esas almaz. Onun yerine mantık felsefesindeki son gelişmeleri ve lenguistik yöntemlerden söylem analizini temel alır. Zira ona göre felsefenin vazifesi, söylemin muhtelif seviyeleri içinde hareket eden düşünsel devinimi araştırmaktır. Bu nedenle -denilebilir ki- o, geleneksel felsefî sorunsallaştırma yöntemini terk edip yeni bir felsefî sorunsallaştırma metodunu tercih etmiştir. Ona göre “felsefî soru” Sokrates’te olduğu gibi salt bir tetkik veya Kant’ta olduğu gibi sadece bir tenkit değildir. Bilakis “felsefî soru” kendi konusunu sorduğu kadar kendi konumunu da sorgular. Yani konusunu araştırdığı kadar kendi zeminini de araştırır. Keza, konusunu eleştirdiği kadar kendi zeminini de eleştirir.

Akıl hakkındaki görüşleri

Taha Abdurrahman düşünce tarihinde inşa edilmiş olan iki tür akıl tasavvurunu eleştirir. Bunlardan biri çeşitli İslâmî ilimlere de etki etmiş Arsitoteles’in, diğeri de yeni ve modern felsefenin tarihine damgasını vuran Descartes’in akıl tasavvurlarıdır.

Ona göre Aristoteles’in “akıl, insanda kaim olan ve onu hayvandan ayırıp bilgiyi kabul etmeye istidatlı hale getiren cevherden ibarettir” şeklindeki akıl tanımı, aklı başlı başına bir varlık sahibi olan “cevher” addetmektedir. Oysa doğru olan, aklın eylemlerden bir eylem olması, hatta failiyete ve onun vasıflarına en iyi delalet eden eylem olmasıdır. Çünkü akıl, insanın diğer faaliyetlerine müdahil olur. Örneğin gören gördüğünü düşünürken görür, işiten işittiğini aklederken işitir. Bunun yanı sıra akıl, tıpkı fiiller gibi bazen güzel, bazen çirkin olabilir. Sahibi onunla hakiki bilgi yolunu yürüdüğünde güzel, bu yoldan sapıp onu şüphe, hevâ ve hevesin meydanına sürdüğünde çirkin olur. Keza, akıl, tıpkı fiiller gibi dönüşüm ve değişimi kabul eder; zira aklî eylemi yönlendirip ona etki etmek mümkündür. Şu da var ki, söz konusu tanım, insanı birbirinden bağımsız kısımlara ayırmaktadır; çünkü aklı zat diye nitelemek onu insanın mahiyetini belirleyen “eylem” ve “tecrübe” gibi diğer sıfatlarından ayırmaktadır. Böylece eğer Yunan düşüncesinde olduğu gibi aklın cevher olduğu teslim edilirse eylem ve tecrübenin de cevher olabileceğini teslim etmek gerekir ki bundan insanda “düşünen zat”, “eyleyen zat”, “deneyimleyen zat” gibi birçok zatın kaim olduğu manası çıkar. Bu mana, vasıflarının bütüncüllüğü ve eylemlerinin içiçeliği yönünden “insanın birliği hakikatine” aykırı olduğundan gerçeğe çok uzak düşer.

Descartes’in akıl teorisine gelince, Taha Abdurrahman onun aklı “aklî yöntemleri, modern bilimlerin -özellikle de matematiğin- faaliyeti bağlamında belirlenmiş şekline göre kullanmaktır.” şeklinde inşa ettiğini belirttikten sonra bu tanımda “bilimsel aklî metod”un merkeze alındığını bunun da “görelilik”le malul olduğunu belirtir. Çünkü aklın ortak ve küllî kanunlarıyla iştigal eden mantık ilminin tarihî gelişimini ve konularını incelikli ve derinlikli bir araştırmaya tabi tuttuğumuzda onun çoklu ve değişken kurallar ve postulatlara dolaysıyla da çoklu ve değişken sistemler ve nazariyelere şamil olduğunu görürüz. Öyle ki bir sisteme –veya nazariyeye- göre doğru olan diğer bir sistem veya nazariyeye- göre doğru olmayabiliyor.

Taha Abdurrahman’ın “akıl” inşasına gelince, ona göre “akıl” zat değil, eylemdir. Felsefî ifadeyle cevher değil, arazdır. Zira Kur’ân-ı Kerim’in nassları okunduğunda oradaki “akl”ın, Yunanların akıldan anladığı manadan farklı bir manaya geldiği görülür. Bu müessis metinlerde yer alan mana, aklın da tıpkı işitmek, görmek, tatmak ve koklamak gibi bir fiil olduğu yönündedir. Akıl, insanın kendi hayatında yaptığı algısal (idrakî) eylemlerden biridir ve Kur’ân-ı Kerim’de “fıkıh” ile “ilim” kelimeleriyle birbirilerinin yerlerine kullanılmıştır. Hiçbir Arap lügatçi tatmaya, koklamaya veya görmeye zat demediği gibi akla da zat dememiştir. Felsefî tabirle ifade edilecek olursa akıl, İslâm’ın kurucu metinlerine göre “cevher”, yani kendi zatıyla kaim, kendi kendisine yeten, başkasına ihtiyaç duymayan bir şey değildir. Çünkü aklı “şeyleştirme” onu donukluğa götürür; oysa açıktır ki, akıl, zatın ve mahiyetinin kaldıramayacağı kadar canlılık, hareketlilik ve güç taşımaktadır. Peki, aklın yani bu mahsus algısal eylemin kaynağı nedir? Kur’ân-ı Kerim’in bu soruya cevabı, Taha Abdurrahman’a göre, açık ve tartışmasızdır. Kur’ân’a göre akletme eyleminin kaynağı, kalptir. Akıl, kalbin fiillerinden bir fiildir. Kalbe mahsus eylemdir. Nitekim ayet-i kerime “Onların kalpleri vardır, ama onunla akletmezler.” (Hac, 22/46) der. Akıl burada sarih bir fiildir. İşitmek, aleti kulak olan bir fiil; görmek, aleti göz olan bir fiil olduğu gibi akıl da aracı kalp olan bir eylemdir. Nitekim Kur’ân-ı Kerim’de de “akıl”, kırk dokuz ayette sadece fiil olarak geçmiş, hiç isim olarak kullanılmamıştır.

Taha Abdurrahman, “akıl” kavramına uyguladığı bu yapısökümü ve ardından inşa faaliyeti neticesinde üç tür rasyonalite olduğunu ileri sürmüş ve onları birbirinden temyiz etmiştir. Bunlardan birincisi ‘mücerret rasyonalite’dir. Ona göre bu rasyonalitede duyu son derece yoğundur. Bu nedenle de genel olarak insanların ve özellikle felsefecilerin mücerret rasyonalitenin duyudan tamamen yalıtık olduğu yönündeki kanaatlerinin aksine o doğru olanın, mücerret rasyonalitenin yalnızca duyunun içeriklerinden arındığını, ama duyusal formlara eşlik eden form ve şekilleri olduğu gibi içinde barındırdığını ileri sürmüştür. Ona göre rasyonalite, duyusal asla sahip yapılardan müteşekkildir. Buna burhanî rasyonalitenin tümü, argümantatif rasyonalitenin de bir bölümü girer. Belirlediği ikinci rasyonaliteyi “müsedded rasyonalite” diye adlandırmıştır. Bu rasyonalite; pratik eylemlere, özellikle de gerçekleştirilmeye çalışılan maksatların faydalılığına dair yakin hasıl eden eylemlere girmekle doğar. Argümantatif rasyonalitenin diğer bölümü de buna girer. Tayin ettiği üçüncü rasyonalite ise “müeyyet rasyonalite”dir. Bu rasyonalite de amelî uygulamaya iyice girmekle ortaya çıkar. Özellikle edinilen maksatların/değerlerin faydalı olduğunu yakinî bir şekilde elde ettirmesinin yanı sıra vesilelerin de işlevsel olduğunu katiyetle ortaya koyar.

Moderniteye bakış açısı

Taha Abdurrahman muhtelif düşünürlerin moderniteyi tanımlama etkinliğine yöntemsel bir hatayla başladığı kanaatindedir. Çünkü metodolojik bir ilke olarak bir şeyin pratiği ile ruhu arasına fark koymak gerekir. Bir şeyin ruhu, mahsus değerler ve ilkeler toplamıdır ki o şeyin pratiği bu değer ve ilkelerin tecsimi ve tatbiki mesabesindedir. Ne var ki bu düşünürlerin tanımları, ilkeler ile bu ilkelerin uygulanışları farkını modernite tanımı sadedinde gözetmemiştir. Modernitenin üzerine kurulu olduğu ilkeler ile bu ilkelerin tatbiklerini karıştırmıştır. Örneğin “Modernite aydınlanmadır” şeklinde bir tarif yaptıklarında bir ilke olarak modernite ile aydınlanmanın somut pratiğini birbirine karıştırmışlardır. Halbuki bir pratik ve tarih olarak modernite ile bir ruh ve değer olarak modernitenin birbirinden tefrik edilmesi, tanım faaliyetinin sıhhati için büyük bir ehemmiyet arz eder.

Taha Abdurrahman “modernitenin ruhu” kavramındaki ruh kelimesini, “tatbike iten ve modernlik görünüşüyle izhar edip vakıaya çıkaran güç” anlamında kullandığını tasrih eder.

Taha Abdurrahman’ın özgün felsefi projelerinden biri de onun modernite sorunsalına yaklaşımıdır. Taha Abdurrahman, moderniteye yönelik farklı düşünürler tarafından yapılan “Batı bölgelerinde başlayıp sonra etkileri dünyanın tamamına intikal etmiş olan kesintisiz devam eden tarihi bir dönemdir” veya “akıl, ilerleme ve özgürlük sebepleriyle kalkınmaktır” ya da “Modernite gelenekle alakayı kesmektir” ya da “Modernite rasyonalizmdir” şeklinde yapılan tanımları yetersiz bulur. Zira ona göre modernite gibi katı olmayıp esnek olan kavramların nihaî bir belirlenime ulaştırılması güçtür.

Taha Abdurrahman'a göre bizim moderniteyi bir değer olarak ele almamız lazım, bir pratik olarak değil. Elbette ki modernitenin pratiği hal-i hazırda işliyor, bu inkâr edilemez. Müslümanlar, Batılı pratikle iletişim kuruyor, onu taklit edip ondan nakiller yapıyor. Fakat onları umdukları modernliğe Batının modernite uygulamasını taklit etmeleri ulaştırmayacaktır. Onların modernitenin mevcut pratiğinin sadece bir yansıması olduğu “modernite ruhu”nu meydana getiren ilke ve değerleri aramaları lazım.

Günümüzde Batıdaki düşünsel ve davranışsal krizlerin sebebi bu ilkelerin özünden değil, Batı tarzı tatbikinden ileri gelmektedir. Bu sebeple -Taha Abdurrahman’a göre- Müslümanlar kendi İslâm modernliğini Batı modernitesinin pratiğine göre değil, söz konusu ilkeler üzerine kurmalıdırlar. Kaldı ki bu ilkelere bağlı kaldıklarında Müslümanların modernitesinin pratiği ile batılı modernitenin pratiği çelişe de bilir. Örneğin varsayalım ki, İslâmi pragmatik “cemaatselliğ”i veya “akıl ile dinin iç içeliğini” veya din ile siyasetin birleşmesini” gerektiriyor, Batılı pragmatik alan ise bunun tam tersini icap ettiriyor, yani “bireyselliği”, “akıl ile dini ayırmayı”, “din ile siyaseti tefrik etmeyi” icap ettiriyor olsun, bu durumda biz modernitenin yukarıda zikredilen üç ilkesine bağlı kaldığımız müddetçe Batılılardan daha az modern sayılmayız; çünkü modernite kendi pragmatiğimizden hareketle özgünlük ve yaratıcılığı gerektirir, başkasının modernitesini onun pragmatik bağlamıyla aktarmayı değil. O ısrarla şu hususu tekit eder: Yapılması gereken, modernitenin ruhuna bağlılıktır, onun özgül bir pratiğine veya tatbikine değil. Bizi batılı modernite pratiğini alıp pragmatik bağlam farkına riayet etmeksizin kendi pratiğimize uygulayan mukallit moderniteden kurtaracak olan bu ruhtur. Çünkü bir ruhun uygulama pratiği çok farklı şekiller arz eder. Uygulamadaki bu çoklu farklılık inkâr edilemeyecek bir vakıadır. Hatta Batı modernitesinin kendisi bile bu anlamda birçok moderniteden meydana gelir. Alman modernitesi düşünsel olarak İngiliz modernitesinden ayrıdır; Fransa’nın felsefî modernitesi, Anglosakson felsefi moderniteden ayrıdır, vesaire. Japon sanayi modernitesi başka modernitelerden ayrıdır, Hint modernitesi kendine özgüdür. Siyasi modernizmlerin bariz farklılıkları da bunun cabasıdır.

Öne Çıkan Eserleri

  • el-‘Amelu’d-Dînî ve Tecdîdu’l-‘Akl: el-Merkezu’s-Sekâfî el-Arabî, Fas 1997.
  • Fî Usûli’l-Hivâr ve Tecdidi İlmi’l-Kelâm: el-Merkezu’s-Sekâfî’l-İslâmî, Beyrut-Lüban 2000.
  • Fıkhu’l-Felsefe: Kitabu’l-Mefhûm ve’t-Te’sîl: el-Merkezu’s-Sekâfî el-Arabî, Fas 2005.
  • el-Lisân ve’l-Mizân: el-Merkezu’s-Sekâfî el-Arabî, Fas 2006.
  • Ruhu’l-Hadâse, el-Medhâl ilâ Te’sisi’l-Hadâseti’l-İslâmiyye: el-Merkezu’s-Sekâfî el-Arabî, Fas 2006.
  • Tecdîdu’l-Menhec fi Takvîmi’t-Türâs: el-Merkezu’s-Sekâfî el-‘Arabî, Fas 1993.
  • Bü’sü’d-Dehrâniyye: en-Nakdu’l-İ’timani li Fasli’l-Ahlâk ‘ani’d-Din: eş-Şebeketu’l-Arabiyye li’l-Ebhâsi ve’n-Neşr, Beyrut 2014.

Kaynakça

Özel

  1. ^ "Professor Taha Abdurrahman - Philosophers of the Arabs". www.arabphilosophers.com. 21 Kasım 2009 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mayıs 2023. 
  2. ^ "Asia Times - Arab-American relations: A new perspective". web.archive.org. 11 Ağustos 2003. 11 Ağustos 2003 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 6 Mayıs 2023. 
  3. ^ Gzt (26 Eylül 2022). "Özgün ve çağdaşımız bir düşünür: Taha Abdurrahman". Gzt. 2 Aralık 2021 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Mayıs 2023. 
  4. ^ "Taha Abdurrahman". islamdusunceatlasi.org. 1 Şubat 2023 tarihinde kaynağından arşivlendi. Erişim tarihi: 7 Mayıs 2023. 
  5. ^ Taha Abdurrahman (2011). Hivârâtun min ecli'l-müstakbel. s. 138. 
  6. ^ Rıdvan Merhûm, “Fî Diyâfet-i Bernâmeci ‘Taha Abdurrahman: el-Feylesufu’l-Müceddid”, Efkâr, Taha Abdurrahman özel sayısı, (ed.) Muntasır Hammâde, Rabat, el-Mecmuatu’l-İ’lâmiyye (Âhiru Sa’etin), 2016, s. 24-27
  7. ^ B. el-Hamrî. Mefhûmu'l-'akl fî felsefeti Taha Abdurrahman. 
  8. ^ Fî Usûli’l-Hivâr ve Tecdidi İlmi’l-Kelâm: el-Merkezu’s-Sekâfî’l-İslâmî, Beyrut-Lüban 2000, s. 62.
  9. ^ a b Taha Abdurrahman, Suâlu'l-ahlak, s. 64.
  10. ^ Muhammet Ateş, Modernitenin Felsefî ve Temelleri ve İslâm: Taha Abdurrahman’ın Felsefesi Özelinde, Eskiyeni, Ankara 2019.
  11. ^ Taha Abdurrahman, el-Hivâru ufkan li'l-fikr, s. 143
  12. ^ Taha Abdurrahman, el-Hivâru ufkan li'l-fikr, s. 84

Genel

  • Muhammet Ateş, Modernitenin Felsefî ve Temelleri ve İslâm: Taha Abdurrahman’ın Felsefesi Özelinde, Eskiyeni, Ankara 2019.
  • Abbas Muhammed Erhîle, Beyne’l-İ’timâniyye ve’d-Dehrâniyye: beyne Taha Abdurrahman ve Abdullah el-Arevî, el-Müessesetu’l-‘Arabiyye li’l-Fikr ve’l-İbda’, Beyrut 2016.
  • İbrahim Meşrûh, Taha Abdurrahman: Kırâetun fî Meşru’ihi’l-Fikrî, Merkezu’l-Hadâra li-Tenmiyeti’l-Fikri’l-İslâmî, Beyrut 2009.
  • Rıdvan Merhûm, “Fî Diyâfet-i Bernâmeci ‘Taha Abdurrahman: el-Feylesufu’l-Müceddid”, Efkâr, Taha Abdurrahman özel sayısı, (ed.) Muntasır Hammâde, Rabat, el-Mecmuatu’l-İ’lâmiyye (Âhiru Sa’etin), 2016, s. 24-27.
  • Mehmet Emin Maşalı, “Tâhâ Abdurrahman’ın Modernite ve Modernist Kur’ân Okumalarına Yönelik Eleştirisi”, İslâmî Araştırmalar Dergisi, sy. 34 (2015), s. 1-5.
  • B. el-Hamrî, Mefhûmu'l-'akl fî felsefeti Taha Abdurrahman. www.mominoun.com: https://www.mominoun.com/articles/مفهوم-العقل-في-فلسفة-طه-عبد-الرحمن-3833
  • A. el-Harrî,  Taha Abdurrahman ve Muhammed Abid el-Câbirî: Sırâu'l-Meşru'eyn 'alâ Erdi'l-Hikmeti'r-Rüşdiyye, eş-Şebeketu'l-'Arabî li'l-Bahsi ve'n-Neşr, Beyrut 2014

Dış Bağlantılar

  • Taha Abdurrahman ,İslam Düşünce Atlası 1 Şubat 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Wisdom Circle for Thinkers and Researchers 14 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
  • Samir Abouzaoid, Professor Taha Abdurrahman 7 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi., arabphilosophers.com
  • Özgün ve çağdaşımız bir düşünür: Taha Abdurrahman 7 Mayıs 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.

wikipedia, wiki, viki, vikipedia, oku, kitap, kütüphane, kütübhane, ara, ara bul, bul, herşey, ne arasanız burada,hikayeler, makale, kitaplar, öğren, wiki, bilgi, tarih, yukle, izle, telefon için, turk, türk, türkçe, turkce, nasıl yapılır, ne demek, nasıl, yapmak, yapılır, indir, ücretsiz, ücretsiz indir, bedava, bedava indir, mp3, video, mp4, 3gp, jpg, jpeg, gif, png, resim, müzik, şarkı, film, film, oyun, oyunlar, mobil, cep telefonu, telefon, android, ios, apple, samsung, iphone, xiomi, xiaomi, redmi, honor, oppo, nokia, sonya, mi, pc, web, computer, bilgisayar

Taha Abdurrahman d 28 Mayis 1944 Fasli Filozof ve Arap Islam dunyasinin onde gelen dusunurlerinden biridir Mantik ahlak ve dil felsefesi modernite ve gelenegi okumada yontem uzerine ozgun felsefi projeleri bulunmaktadir Taha Abdurrahman2016 da Taha Abdurrahman sagda ogrencisi ve meslektasi Profesor Hammou Neqqari ile Tam adiTaha AbdurrahmanDogumu28 Mayis 1944 Fas El CedideCagiCagdas felsefeBolgesiBati felsefesi Islam felsefesiIlgi alanlariMantik Ahlak Dil felsefesi Modernite Islam ve bilimHayati ve egitimi1944 yilinda Fas in Cedide sehrinde dogdu Cocuklugu II Dunya Savasi sonrasi Islam cografyasinda ve tum dunyada meydana gelen somurge karsiti hareketlerin dogdugu yillarda gecen Taha Abdurrahman in babasi Islami ilimler egitimi veren bir hocadir Bu donemde Fransiz somurgesi olan Fas ta Fransiz idaresi geleneksel egitim uzerindeki baskiyi yogunlastirinca Taha Abdurrahman in egitimi yarida kalir Bu gelismeden sonra dogdugu sehir olan Cedide de ilkokul ve ortaokula gider bir yandan da babasindan Islami ilimler ve hafizlik egitimi almayi surdurur Fas in 1956 senesinde Fransa dan bagimsizligini elde etmesiyle bu tarihten bir sene sonra kurulan nde Felsefe Bolumu nu bitirdikten sonra Fransa daki Oxford ve unlu Sorbonne Universitesi nde dil felsefesi ve mantik basta olmak uzere bircok farkli alanda egitim aldi Felsefi ihtisasini Fransa da yapan Taha Abdurrahman bircok felsefi akimdan istifade etti Ozellikle ihtisas konusu olan mantik ve dil felsefesindeki modern gelismelerden etkilendi Dil ve Felsefe Ontolojik Dilsel Yapilarda Bir Arastirma isimli doktora tezine bakildiginda mantikci pozitivizmin iddialarina karsi cok temkinliyse de analitik felsefe melekesiyle ortaya konulmus bircok yaklasim gorulmektedir Nitekim hoca olarak ogretime basladigi yillarda diyalektik materyalizm ile mantikcilik arasinda donen hummali tartismalara mesafeli durmus ve bu iki cepheden birinde yer almamistir Dusunsel hayatinin daha erken donemlerinde mantikci pozitivizm projesinin akim olduguna kanaat getirmis bu nedenle dogal dil felsefesine yonelmistir Akademik hayati ve aldigi odullerMesleki hayatina 1970 yilinda daha once lisans egitimi aldigi Rabat taki Edebiyat ve Insani Bilimler Fakultesi nde Mantik ve Dil Felsefesi hocaligi yaparak basladi Universitede hocalik yapmaya basladiginda Magrib te iki etkin akim olan komunist ve liberal cenahlar siddetli catismalar icindeydi Akademideki ideolojik cebellesmeler o raddeye varmisti ki bilimsel arastirma metot ve metodolojilerini takip etmek isteyen her dusunce fahis bir fikirsel konfor ve burjuvazi mefkuresine bedava bir hizmet sayiliyordu Bu yuzden de Marksist Materyalist Diyalektigi dayanak edinmeyen ders ve konferanslarin cogu tepki aliyor hatta boykota ugruyordu Taha Abdurrahman bu baskin ve kati ideolojik tutumu reddetti Dusunce insasinda mantiki yontemi ve rasyonalitenin araclarini dayanak edinmeye davet etti Israrla mantik ve metodolojinin ilmi ve dusunsel etkinliklerdeki onemini aciklamaya calisti Egitim faaliyetinde ve kuramsallastirma etkinliginde icerigin mutlak olarak yontem ve metodolojinin aleyhine one cikarilmasinin tekrar gozden gecirilmesi gerektigini vurguladi Nitekim bizzat kendisi fenomenolojik yontemlere seviyeli durdugunu yaptigi arastirmalar ve telif ettigi eserlerdeki tezlerini temelde mantik dil bilimleri mantik felsefesi ve dil felsefesi alanlarinda ulasilan en son gelismeler uzerine kurdugunu ifade eder Ote taraftan Taha Abdurrahman merkezi Rabat sehrinde yer alan Fasli Yazarlar Birligi nin kurucu uyelerinden biridir Hollanda Amsterdam merkezli Uluslararasi Argumantasyon Arastirmalari Cemiyeti nin ve merkezi Almanya Koln olan Felsefe ve Kulturler Arasi Iletisim Cemiyeti nin temsilcisidir Trablus taki Dunya Islam Daveti Cemiyeti eski uyesidir Dunya Musluman Alimleri Birligi nin mutevelli heyeti azasidir Dunya Musluman Alimleri Birligi nin cikardigi el Ummetu l Vasat dergisinin 2007 den beri mudurudur Merkezi umman olan Arap Felsefesi Cemiyeti eski baskan yardimcisidir Rabat ta yer alan Mutefekkir ve Arastirmacilar Hikmet Forumu nun baskanidir Fas Krallik Akademisi nin uzmanlarindandir Bircok ilmi dergide hakem ve danismandir 1988 de Fi usuli l hivar ve tecdidi ilmi l kelam adli kitabiyla 1995 te de Tecdidu l menhec fi takvimi t turas isimli eseriyle Fas Insani Bilimler Odulu almistir 2006 yilinda Sualu l ahlak musahemetun fi n nakdi l ahlakiyyi li l hadaseti l garbiyye telifiyle ISESCO nun Islami Arastirmalar Odulu ne layik gorulmustur 2014 senesinde VI Muhammed Islam Dusuncesi ve Arastirmalari Odulu almistir Taha Abdurrahman 1970 yilinda basladigi universite hocaligindan 2005 senesinde emekli oldu Bu gorevinin yani sira o Tunus Cezayir Misir Libya Irak gibi farkli Arap ulkelerinde bircok universitede misafir ogretim uyeliginde bulundu Taha Abdurrahman ve tasavvufTaha Abdurrahman in mantik ilmine vukufiyeti arttikca egitim vasitasi ile edinilen aklin cok yetersiz oldugu kanaati de percinlenmistir Cunku ona gore bu aracsal ve sadece maddi sorulara cevap veren bir akildi Bir felsefeci olmasi hasebiyle bu sinirlari yoklamak ve mumkunse asmak gereksinimi duydugunu ifade eden Taha Abdurrahman i manevi bilginin yapisini kesfetmeye iten ilk saik bu husus olmustur Zira bahsi gecen ogretilmis ve aracsal aklin donuk sinirlarini asacak olan bilginin burada oldugunu sezinlemistir Bu yuzden bir mursidin gozetiminde seyr i suluk yapmaya karar vermis ve bu yonde bir arayisa girmistir Bu arayis neticesinde Fas taki Kadiri tarikati seyhlerinden Sidi Hamza ya intisap etmistir Boylece tasavvufi pratigi bir mursidin gozetiminde bilfiil yasamistir Bu canli deneyim sayesinde idrak alaninin enginlestigini kainatin zihnine daha cok acildigini ifade etmistir Dini Pratik ve Aklin Tecdidi isimli eserimin sufi deneyimimle guclu bir alakasi vardir Bu kitapta ilk meramim ruhi manevi tecrubenin akli bilgiyle asla celismedigini bilakis onu daha da zenginlestirip derinlestirebilecegini beyan etmekti Nitekim tasavvufi tecrube onun hayatinda bir donum noktasi teskil etmistir Soz konusu tecrube neticesinde elde ettigi manevi bilgi ve tezkiyenin dusunsel hayatinda meydana getirdigi degisiklikleri soyle aciklamistir Onceden seylerin zahiri ve yuzeyinde dururdum Onlari asmazdim Simdi ise seylerin ardindaki mana ve degerleri bir doktor titizligiyle yokluyorum Filhakika etrafimdaki dunyaya diledigimiz gibi tasarrufta bulunabilecegimiz maddi bir okyanus gibi bakiyordum bu gun ise alemi insana verilmis bir emanet olarak goruyorum Bu tasavvufi deneyimden sonra daha once sadece mantik kitaplarini okumus oldugu Imam Gazzali nin butun eserlerini buyuk bir titizlikle ve derinlemesine okumus ve ondan cok etkilenmistir Felsefi sorunsallastirma yontemiBurada hemen belirtmeli ki Taha Abdurrahman in felsefi sorunsallastirma yontemi akil icin tek tip bir mantigi aklin yegane bilgi ureten mekanizmasi sayan burhan mantigi 7 Mayis 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi ni esas almaz Onun yerine mantik felsefesindeki son gelismeleri ve lenguistik yontemlerden soylem analizini temel alir Zira ona gore felsefenin vazifesi soylemin muhtelif seviyeleri icinde hareket eden dusunsel devinimi arastirmaktir Bu nedenle denilebilir ki o geleneksel felsefi sorunsallastirma yontemini terk edip yeni bir felsefi sorunsallastirma metodunu tercih etmistir Ona gore felsefi soru Sokrates te oldugu gibi salt bir tetkik veya Kant ta oldugu gibi sadece bir tenkit degildir Bilakis felsefi soru kendi konusunu sordugu kadar kendi konumunu da sorgular Yani konusunu arastirdigi kadar kendi zeminini de arastirir Keza konusunu elestirdigi kadar kendi zeminini de elestirir Akil hakkindaki gorusleriTaha Abdurrahman dusunce tarihinde insa edilmis olan iki tur akil tasavvurunu elestirir Bunlardan biri cesitli Islami ilimlere de etki etmis Arsitoteles in digeri de yeni ve modern felsefenin tarihine damgasini vuran Descartes in akil tasavvurlaridir Ona gore Aristoteles in akil insanda kaim olan ve onu hayvandan ayirip bilgiyi kabul etmeye istidatli hale getiren cevherden ibarettir seklindeki akil tanimi akli basli basina bir varlik sahibi olan cevher addetmektedir Oysa dogru olan aklin eylemlerden bir eylem olmasi hatta failiyete ve onun vasiflarina en iyi delalet eden eylem olmasidir Cunku akil insanin diger faaliyetlerine mudahil olur Ornegin goren gordugunu dusunurken gorur isiten isittigini aklederken isitir Bunun yani sira akil tipki fiiller gibi bazen guzel bazen cirkin olabilir Sahibi onunla hakiki bilgi yolunu yurudugunde guzel bu yoldan sapip onu suphe heva ve hevesin meydanina surdugunde cirkin olur Keza akil tipki fiiller gibi donusum ve degisimi kabul eder zira akli eylemi yonlendirip ona etki etmek mumkundur Su da var ki soz konusu tanim insani birbirinden bagimsiz kisimlara ayirmaktadir cunku akli zat diye nitelemek onu insanin mahiyetini belirleyen eylem ve tecrube gibi diger sifatlarindan ayirmaktadir Boylece eger Yunan dusuncesinde oldugu gibi aklin cevher oldugu teslim edilirse eylem ve tecrubenin de cevher olabilecegini teslim etmek gerekir ki bundan insanda dusunen zat eyleyen zat deneyimleyen zat gibi bircok zatin kaim oldugu manasi cikar Bu mana vasiflarinin butuncullugu ve eylemlerinin iciceligi yonunden insanin birligi hakikatine aykiri oldugundan gercege cok uzak duser Descartes in akil teorisine gelince Taha Abdurrahman onun akli akli yontemleri modern bilimlerin ozellikle de matematigin faaliyeti baglaminda belirlenmis sekline gore kullanmaktir seklinde insa ettigini belirttikten sonra bu tanimda bilimsel akli metod un merkeze alindigini bunun da gorelilik le malul oldugunu belirtir Cunku aklin ortak ve kulli kanunlariyla istigal eden mantik ilminin tarihi gelisimini ve konularini incelikli ve derinlikli bir arastirmaya tabi tuttugumuzda onun coklu ve degisken kurallar ve postulatlara dolaysiyla da coklu ve degisken sistemler ve nazariyelere samil oldugunu goruruz Oyle ki bir sisteme veya nazariyeye gore dogru olan diger bir sistem veya nazariyeye gore dogru olmayabiliyor Taha Abdurrahman in akil insasina gelince ona gore akil zat degil eylemdir Felsefi ifadeyle cevher degil arazdir Zira Kur an i Kerim in nasslari okundugunda oradaki akl in Yunanlarin akildan anladigi manadan farkli bir manaya geldigi gorulur Bu muessis metinlerde yer alan mana aklin da tipki isitmek gormek tatmak ve koklamak gibi bir fiil oldugu yonundedir Akil insanin kendi hayatinda yaptigi algisal idraki eylemlerden biridir ve Kur an i Kerim de fikih ile ilim kelimeleriyle birbirilerinin yerlerine kullanilmistir Hicbir Arap lugatci tatmaya koklamaya veya gormeye zat demedigi gibi akla da zat dememistir Felsefi tabirle ifade edilecek olursa akil Islam in kurucu metinlerine gore cevher yani kendi zatiyla kaim kendi kendisine yeten baskasina ihtiyac duymayan bir sey degildir Cunku akli seylestirme onu donukluga goturur oysa aciktir ki akil zatin ve mahiyetinin kaldiramayacagi kadar canlilik hareketlilik ve guc tasimaktadir Peki aklin yani bu mahsus algisal eylemin kaynagi nedir Kur an i Kerim in bu soruya cevabi Taha Abdurrahman a gore acik ve tartismasizdir Kur an a gore akletme eyleminin kaynagi kalptir Akil kalbin fiillerinden bir fiildir Kalbe mahsus eylemdir Nitekim ayet i kerime Onlarin kalpleri vardir ama onunla akletmezler Hac 22 46 der Akil burada sarih bir fiildir Isitmek aleti kulak olan bir fiil gormek aleti goz olan bir fiil oldugu gibi akil da araci kalp olan bir eylemdir Nitekim Kur an i Kerim de de akil kirk dokuz ayette sadece fiil olarak gecmis hic isim olarak kullanilmamistir Taha Abdurrahman akil kavramina uyguladigi bu yapisokumu ve ardindan insa faaliyeti neticesinde uc tur rasyonalite oldugunu ileri surmus ve onlari birbirinden temyiz etmistir Bunlardan birincisi mucerret rasyonalite dir Ona gore bu rasyonalitede duyu son derece yogundur Bu nedenle de genel olarak insanlarin ve ozellikle felsefecilerin mucerret rasyonalitenin duyudan tamamen yalitik oldugu yonundeki kanaatlerinin aksine o dogru olanin mucerret rasyonalitenin yalnizca duyunun iceriklerinden arindigini ama duyusal formlara eslik eden form ve sekilleri oldugu gibi icinde barindirdigini ileri surmustur Ona gore rasyonalite duyusal asla sahip yapilardan mutesekkildir Buna burhani rasyonalitenin tumu argumantatif rasyonalitenin de bir bolumu girer Belirledigi ikinci rasyonaliteyi musedded rasyonalite diye adlandirmistir Bu rasyonalite pratik eylemlere ozellikle de gerceklestirilmeye calisilan maksatlarin faydaliligina dair yakin hasil eden eylemlere girmekle dogar Argumantatif rasyonalitenin diger bolumu de buna girer Tayin ettigi ucuncu rasyonalite ise mueyyet rasyonalite dir Bu rasyonalite de ameli uygulamaya iyice girmekle ortaya cikar Ozellikle edinilen maksatlarin degerlerin faydali oldugunu yakini bir sekilde elde ettirmesinin yani sira vesilelerin de islevsel oldugunu katiyetle ortaya koyar Moderniteye bakis acisiTaha Abdurrahman muhtelif dusunurlerin moderniteyi tanimlama etkinligine yontemsel bir hatayla basladigi kanaatindedir Cunku metodolojik bir ilke olarak bir seyin pratigi ile ruhu arasina fark koymak gerekir Bir seyin ruhu mahsus degerler ve ilkeler toplamidir ki o seyin pratigi bu deger ve ilkelerin tecsimi ve tatbiki mesabesindedir Ne var ki bu dusunurlerin tanimlari ilkeler ile bu ilkelerin uygulanislari farkini modernite tanimi sadedinde gozetmemistir Modernitenin uzerine kurulu oldugu ilkeler ile bu ilkelerin tatbiklerini karistirmistir Ornegin Modernite aydinlanmadir seklinde bir tarif yaptiklarinda bir ilke olarak modernite ile aydinlanmanin somut pratigini birbirine karistirmislardir Halbuki bir pratik ve tarih olarak modernite ile bir ruh ve deger olarak modernitenin birbirinden tefrik edilmesi tanim faaliyetinin sihhati icin buyuk bir ehemmiyet arz eder Taha Abdurrahman modernitenin ruhu kavramindaki ruh kelimesini tatbike iten ve modernlik gorunusuyle izhar edip vakiaya cikaran guc anlaminda kullandigini tasrih eder Taha Abdurrahman in ozgun felsefi projelerinden biri de onun modernite sorunsalina yaklasimidir Taha Abdurrahman moderniteye yonelik farkli dusunurler tarafindan yapilan Bati bolgelerinde baslayip sonra etkileri dunyanin tamamina intikal etmis olan kesintisiz devam eden tarihi bir donemdir veya akil ilerleme ve ozgurluk sebepleriyle kalkinmaktir ya da Modernite gelenekle alakayi kesmektir ya da Modernite rasyonalizmdir seklinde yapilan tanimlari yetersiz bulur Zira ona gore modernite gibi kati olmayip esnek olan kavramlarin nihai bir belirlenime ulastirilmasi guctur Taha Abdurrahman a gore bizim moderniteyi bir deger olarak ele almamiz lazim bir pratik olarak degil Elbette ki modernitenin pratigi hal i hazirda isliyor bu inkar edilemez Muslumanlar Batili pratikle iletisim kuruyor onu taklit edip ondan nakiller yapiyor Fakat onlari umduklari modernlige Batinin modernite uygulamasini taklit etmeleri ulastirmayacaktir Onlarin modernitenin mevcut pratiginin sadece bir yansimasi oldugu modernite ruhu nu meydana getiren ilke ve degerleri aramalari lazim Gunumuzde Batidaki dusunsel ve davranissal krizlerin sebebi bu ilkelerin ozunden degil Bati tarzi tatbikinden ileri gelmektedir Bu sebeple Taha Abdurrahman a gore Muslumanlar kendi Islam modernligini Bati modernitesinin pratigine gore degil soz konusu ilkeler uzerine kurmalidirlar Kaldi ki bu ilkelere bagli kaldiklarinda Muslumanlarin modernitesinin pratigi ile batili modernitenin pratigi celise de bilir Ornegin varsayalim ki Islami pragmatik cemaatsellig i veya akil ile dinin ic iceligini veya din ile siyasetin birlesmesini gerektiriyor Batili pragmatik alan ise bunun tam tersini icap ettiriyor yani bireyselligi akil ile dini ayirmayi din ile siyaseti tefrik etmeyi icap ettiriyor olsun bu durumda biz modernitenin yukarida zikredilen uc ilkesine bagli kaldigimiz muddetce Batililardan daha az modern sayilmayiz cunku modernite kendi pragmatigimizden hareketle ozgunluk ve yaraticiligi gerektirir baskasinin modernitesini onun pragmatik baglamiyla aktarmayi degil O israrla su hususu tekit eder Yapilmasi gereken modernitenin ruhuna bagliliktir onun ozgul bir pratigine veya tatbikine degil Bizi batili modernite pratigini alip pragmatik baglam farkina riayet etmeksizin kendi pratigimize uygulayan mukallit moderniteden kurtaracak olan bu ruhtur Cunku bir ruhun uygulama pratigi cok farkli sekiller arz eder Uygulamadaki bu coklu farklilik inkar edilemeyecek bir vakiadir Hatta Bati modernitesinin kendisi bile bu anlamda bircok moderniteden meydana gelir Alman modernitesi dusunsel olarak Ingiliz modernitesinden ayridir Fransa nin felsefi modernitesi Anglosakson felsefi moderniteden ayridir vesaire Japon sanayi modernitesi baska modernitelerden ayridir Hint modernitesi kendine ozgudur Siyasi modernizmlerin bariz farkliliklari da bunun cabasidir One Cikan Eserleriel Amelu d Dini ve Tecdidu l Akl el Merkezu s Sekafi el Arabi Fas 1997 Fi Usuli l Hivar ve Tecdidi Ilmi l Kelam el Merkezu s Sekafi l Islami Beyrut Luban 2000 Fikhu l Felsefe Kitabu l Mefhum ve t Te sil el Merkezu s Sekafi el Arabi Fas 2005 el Lisan ve l Mizan el Merkezu s Sekafi el Arabi Fas 2006 Ruhu l Hadase el Medhal ila Te sisi l Hadaseti l Islamiyye el Merkezu s Sekafi el Arabi Fas 2006 Tecdidu l Menhec fi Takvimi t Turas el Merkezu s Sekafi el Arabi Fas 1993 Bu su d Dehraniyye en Nakdu l I timani li Fasli l Ahlak ani d Din es Sebeketu l Arabiyye li l Ebhasi ve n Nesr Beyrut 2014 KaynakcaOzel Professor Taha Abdurrahman Philosophers of the Arabs www arabphilosophers com 21 Kasim 2009 tarihinde kaynagindan arsivlendi Erisim tarihi 6 Mayis 2023 Asia Times Arab American relations A new perspective web archive org 11 Agustos 2003 11 Agustos 2003 tarihinde kaynagindan arsivlendi Erisim tarihi 6 Mayis 2023 Gzt 26 Eylul 2022 Ozgun ve cagdasimiz bir dusunur Taha Abdurrahman Gzt 2 Aralik 2021 tarihinde kaynagindan arsivlendi Erisim tarihi 7 Mayis 2023 Taha Abdurrahman islamdusunceatlasi org 1 Subat 2023 tarihinde kaynagindan arsivlendi Erisim tarihi 7 Mayis 2023 Taha Abdurrahman 2011 Hivaratun min ecli l mustakbel s 138 Ridvan Merhum Fi Diyafet i Bernameci Taha Abdurrahman el Feylesufu l Muceddid Efkar Taha Abdurrahman ozel sayisi ed Muntasir Hammade Rabat el Mecmuatu l I lamiyye Ahiru Sa etin 2016 s 24 27 B el Hamri Mefhumu l akl fi felsefeti Taha Abdurrahman Fi Usuli l Hivar ve Tecdidi Ilmi l Kelam el Merkezu s Sekafi l Islami Beyrut Luban 2000 s 62 a b Taha Abdurrahman Sualu l ahlak s 64 Muhammet Ates Modernitenin Felsefi ve Temelleri ve Islam Taha Abdurrahman in Felsefesi Ozelinde Eskiyeni Ankara 2019 Taha Abdurrahman el Hivaru ufkan li l fikr s 143 Taha Abdurrahman el Hivaru ufkan li l fikr s 84 Genel Muhammet Ates Modernitenin Felsefi ve Temelleri ve Islam Taha Abdurrahman in Felsefesi Ozelinde Eskiyeni Ankara 2019 Abbas Muhammed Erhile Beyne l I timaniyye ve d Dehraniyye beyne Taha Abdurrahman ve Abdullah el Arevi el Muessesetu l Arabiyye li l Fikr ve l Ibda Beyrut 2016 Ibrahim Mesruh Taha Abdurrahman Kiraetun fi Mesru ihi l Fikri Merkezu l Hadara li Tenmiyeti l Fikri l Islami Beyrut 2009 Ridvan Merhum Fi Diyafet i Bernameci Taha Abdurrahman el Feylesufu l Muceddid Efkar Taha Abdurrahman ozel sayisi ed Muntasir Hammade Rabat el Mecmuatu l I lamiyye Ahiru Sa etin 2016 s 24 27 Mehmet Emin Masali Taha Abdurrahman in Modernite ve Modernist Kur an Okumalarina Yonelik Elestirisi Islami Arastirmalar Dergisi sy 34 2015 s 1 5 B el Hamri Mefhumu l akl fi felsefeti Taha Abdurrahman www mominoun com https www mominoun com articles مفهوم العقل في فلسفة طه عبد الرحمن 3833 A el Harri Taha Abdurrahman ve Muhammed Abid el Cabiri Sirau l Mesru eyn ala Erdi l Hikmeti r Rusdiyye es Sebeketu l Arabi li l Bahsi ve n Nesr Beyrut 2014Dis BaglantilarTaha Abdurrahman Islam Dusunce Atlasi 1 Subat 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi Wisdom Circle for Thinkers and Researchers 14 Temmuz 2011 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi Samir Abouzaoid Professor Taha Abdurrahman 7 Mayis 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi arabphilosophers com Ozgun ve cagdasimiz bir dusunur Taha Abdurrahman 7 Mayis 2023 tarihinde Wayback Machine sitesinde arsivlendi

Yayın tarihi: Mayıs 10, 2025, 07:42 am
En çok okunan
  • Ocak 09, 2026

    Safina Sadullayeva

  • Ocak 10, 2026

    Safevî Şirvan

  • Ocak 06, 2026

    Sawtry

  • Ocak 06, 2026

    Savaş Üstüne Savaş

  • Ocak 07, 2026

    Saulzoir

Günlük
  • Vikipedi

  • Polifaji

  • Fransa

  • Tony Kanal

  • Rock Steady (albüm)

  • 1967

  • 1969

  • 12 Ocak

  • Gravür

  • Amerika Birleşik Devletleri

NiNa.Az - Stüdyo

  • Vikipedi

Bültene üye ol

Mail listemize abone olarak bizden her zaman en son haberleri alacaksınız.
Temasta ol
Bize Ulaşın
DMCA Sitemap Feeds
© 2019 nina.az - Her hakkı saklıdır.
Telif hakkı: Dadaş Mammedov
Üst